Kadim dava
Kadim dava 1-Meclisimiz, Ermeni teröristlerin Doğu Anadolu’da yaptıkları soykırıma ilişkin bir kanun çıkarmalı ve hükümet, her türlü uluslararası kuruluşa, bu soykırımın tescili için başvurmalıdır. 2-Soykırımda katledilen vatandaşlarımızın adına, büyük bir anıt dikilmelidir. 3-“Ermeniler tarafından katledilen Türkleri anma günü” ihdas edilerek her yıl dünyanın dört bir yanında büyük etkinlikler düzenlenmelidir. 4-Dışişleri Bakanlığımızın ve her büyük elçilik ve konsolosluğumuzun önüne, Ermeni Teröristler tarafında şehit edilen diplomatlarımız adına bir anıt dikilmeli ve açılışlarına ilgili ülkelerden üst düzey devlet katılımı sağlanmalıdır. Amin. Bunu her gün bir ritüel gibi okumalıyız. Bunu okuduğumuzda elbet şifasını görürüz. Mahmut Niyazi Sezgin/Bilinmeyen Avrupa/S.300
Nazlimchat
Linke hemen tıkla:
http://www.99chats.com/room_7207
Rüya iksiri
Rüya iksiri
Bir hafta bağlanmış (zincir ritüeli) bir bardak su. İçine bir selpe tuz atılmış yarıl sıkılmış portakal suyu. Bağlanmış su bir hafta sonra tuzlu portakal suyu ile karıştır. Başka bir kapta ateşte bir çay kaşığı şeker karartılana kadar eritilsin. Sonra sıvı karışımın içine at.
Donmuş şeker yavaş yavaş kaşıkla karışımlı portakal suyu içinde karıştırılarak erit. Karışımı ateşte otuz beş saniye kaynat. Sonra soğukta beklemeye koy. Uyumadan önce rüyanda görmek istediğin şeye on beş dakika rabıta yap. Sonra soğuk iksiri iç. Sonunda rüyayı kusursuz bir biçimde görürsün.
Not 1: Zincir ritüeli-cinleri bağlamakta ve rabıta ritüeli aynı başlıkta bloğumda mevcuttur.
Not 2: Rüya iksirini içtikten sonra istihare namazı kılmak şarttır.
Not 3: Bağlanmış su zapt edicidir. Tuzlu portakal suyu beyan edicidir. Eritilip karartılmış şeker koruyucudur. Ateşte sıvıyı kaynatmak görünmez ve gizli hatları eğiricidir. Kaynamış sıvıyı soğukta bekletmek eğrileni tutucudur.
T. Mustafa YAŞAR
Yazıdaki bilinç
Yazıdaki Bilinç
İD-1)Olayların kelimesi. Olayları kabzeder.
İD-2)Tek bir olayı baştan sona hatırlayabiliyorsak o kanalı kullanarak başkasına ait şeyleri hatırlayabiliriz.
İD-3)O kanal neden oluşur. O kanalı oluşturan kelime nedir?
Önemli olan yazıda eğiren gerilimi bulmak. Gerilim bir kelime ile başlar. O zaman yazı bir varlıktır. Görüntüyü veren yazının ikinci aşaması zihnimizi harekete geçiren ve destek olan. Kaynağı birinci aşama töz olan yazıdır. Demek burada iki varlıktan söz edebiliriz.
Çaba enerji.
Yolunda giden bir şey varsa hepsi bizden değildir. Yazı olmayabilirsi. O zaman da yazıyı hayal edebilirdik. Doğru. Ama unuttuğumuz kelimeyi gördüğümüzde neden zihnimizdeki idrak çalışıyor. Kelimedeki olanı anlıyoruz. Çözüyoruz. Anlarken ve çözerken yine gördüğümüz kelimeyi kullanıyoruz. (Burada okuma yazma bilmeyenler dikkat çeker.) O kelime olmasa görmesek ilgili her şey olmayacak.
Ego! Kullanıyoruz ama! Demek insanın kendi dışında diğer soyut, somut varlıklar arasında vahşi bir uçurum var. Dışımızdaki bizi kabul ediyorsa biz onu hemen köle yapıyoruz.
Gelelim kelimeye. O zaman yazdığımız yazıya biz görünmez ve gizli bir hat çekiyoruz. O hat bilinç.
Bizden çıkan, bizden ayrı bir bilinç. Yazıyı ondan anlıyor, ondan çözüyor, ondan gösterdiğini görüyoruz. Hepsi bu. Ama yazıya aktardığımız o görünmez ve gizli bilinç yazı yok olunca yok olmuyor. Yok onluca da boşa gitmiyor. O bilinç uçup bir başkasına giderek ilham oluyor.
Ama yazının tözünde ise her zaman kabzedilmiş bir bilinç var. Bu bilinç tözün kendisinden. Buna insan vakıf olmasa o tözdeki esrarı kullanmaz. Ama bizler yazıda her zaman insan tarafından aktarılan bilinci kullanıyoruz.
T. Mustafa YAŞAR
Bir mahreç öyküsü. Başbakan.
Bir mahreç öyküsü. Başbakan.
Sesli harfler boğazdan gelir. Boğazdan geldiği için , boğazdan itme ile ağızdan gelen sessiz harflere göre daha aktiftir. Sessiz harfin sesli harflerin önlerinde olduğu haller ile (örnk. Ka, k, ku) sesli harfin sessiz harflerin önlerinde olduğu haller arasında farklar vardır. Eğer sessiz harf önde ise periotu kısa olduğu için sesli harf tarafından yutulur.
Ama biz harflere dikkat etmediğimiz için sessiz harf yutuluşunu fark edemeyiz. Bizler sessiz harflerin periotu düşük olduğu için kelimelerin karakterlerini periotu yüksek sesli harfler üzerinden anlarız.
Ama bu sadece sert sessizler için geçerlidir. Sesli harflere sadece yumuşak sessiz harfler yakındır. Edebiyatta seslerin çıkış şeklini inceleyen mevzuya mahreç denir. Mahreçin bilimdeki karşılığı periottur.
Yuvarlanmış kelimeler bir lehçenin ana yapısını oluşturur. Örnek; çok eskiden gömleğin yakasına yaha derlerdi. Gövdeye gevde, yedi rakamına yidi derlerdi. Aama bu kelimeler kendi zamanlarında orjinaldi. Zamanla bu kelimeler bilgimizde yuvarlanmış olarak yer aldı. Yuvarlamalar hep zamanla zaruretlerden olmuştur. Kültürümüzde en mevcut mahreç değişimi başbakan lafzıdır. Başbakanın başbağan olması gibi. Lehçelerde bu başban olmaya doğru gider. Burada şunu diyebiliriz. Başbakan önceleri başbağandı. Daha önce başbuğun. Daha da önce başbuğ idi.
T. Mustafa YAŞAR